GEÇ KALMA

GEÇ KALMA

Bizim çocukluğumuzda var, yoktu; yok, vardı. Ne istersek yok… Zaten kıtlık döneminde doğmuşum bir de üstüne Anamız babamız da kıtlık döneminde doğmuş ve biz de onların kıtlık döneminde denk gelmişiz.

Ne istersek yok ne istersek yok. Pantolon al diyorum, yok diyor. Oyuncak al diyorum, kendin yap diyor. Ben oyuncaklarımı hep çamurdan yaptım. Kız kardeşim bebeklerini hep kendi dikti. Bir şeyin kıymetini bilmek bizim neslimizde kaldı sanırım.

Babam dedi ki size pantolon getireyim mi? Havalara uçtuk sevinçten. Elimizi çenemize dayayıp hayal kuruyoruz, böyle muhtarın oğlunun giydiğinden biz de pantolon giyeceğiz falan diye.
 
Biz üç kardeş köyün dışına çıktık, babamın gelmesini bekliyoruz. Minibüs göründü tozlu yollarda, koştuk eve. Ben ilkokul üçe gidiyorum, kardeşim bire gidiyor. Bir kardeşim de Rafet, 6 yaşında. Hayal kuruyoruz birlikte, bana dedi ki:
 
+Senin pantolonun ne renk olsun?
– Siyah.
+Keşke benimki mavi olsa…
– Niye?
+Siz çiçekli donla okula gidiyorsunuz ben pantolonla gideceğim diye hava attı.
+Babam şehirli ayakkabısı alır mı peki, dedi.
-Yok, kara lastik alır.
Beklentimiz, ümidimiz nasıl görseniz..
.
Eve geldik, paketler açılıyor. Bana kara önlük, beyaz yakalık. Bir de siyah pantolon ve kara lastik, kardeşime de aynısı. Rafet de umutla paketleri açtı, hava atacak ya bize, nasıl heyecanlı, açtı karıştırdı, karıştırdı… Yok…
 
Babama döndü umutla; ‘hani bana?’ dedi boynunu bükerek. Babam: “Oğlum bir daha ki gidişte alacağım sana…” Ama ben de bekliyordum deyip ağlaya ağlaya odadan çıktı, babamın gözlerinden yaş süzüldü.
 
Akşam sofrada hiçbirimiz konuşamıyoruz, sadece kardeşimin sesi geliyor, içli içli ağlıyor… Sabah okula gittim, eve geldiğimde Rafet geldi yanıma ‘ne güzel yakışmış, bir kere giyebilir miyim?’ dedi.
-Olmaz lan toz edersin, dedim vermedim.
 
İkinci gün yalvardı vermedim, üçüncü gün yalvardı vermedim, bir tane pantolonu zor bulmuşum, yastığın yanına koyuyorum her akşam yatarken. Dördüncü gün bana “Ya sana çok güzel yakışıyor, ayağında da çok güzel duruyor belki bana da yakışır”dedi, vermek istemiyorum ya bahane yaptım.
 
+Uzun gelir sana.
-Ucunu kıvırırım?
+Toz edersin!
-Halının üstünde giyerim ne olur aynanın karşısında 1 kere bakayım 5 dakika giyeceğim sadece. +Tamam lan, yarın cuma, okuldan gelmemi bekle 5 dakika giy toz etme kafanı kırarım dedim.
 
O akşam 4 kardeş yatağa uzandık, beni dürttü:
+Şışşşşttt caymadın demi?
-Caymadım uyu hadi.
+Ya ben uyuyamıyorum yarın ben pantolon giyeceğim
Ama nasıl mutlu görseniz…
 
Sabah okula giderken baktım o da benimle kalkmış.
+Okuldan erken gel abi dedi. Ben seni kapıda bekleyeceğim
Okula giderken ardıma döndüm baktım, kapıda bekliyor.
 
Gittim okula, 3.ders daha bitmeden sınıfın kapısı açıldı. İçeri müdür geldi. Öğretmene bir şey söyledi, öğretmen de “Alişan oğlum eve gider misin baban seni bekliyormuş” dedi. Dedim ki bu manyak Rafet babamı ayarttı pantolon giymek için beni okuldan çağırtıyor.
 
Okuldan çıktım, eve yöneldim.Köylüler de bizim eve doğru gidiyor, niye bilmiyorum tabi.9 yaşındayım daha o zamanlar.Geldim sokağın başına kardeşim kapıda bekleyecekti, ama yoktu.Avluya girdim. Bütün köylü avluda, annem kendini yerlere atıyor: “RAFET’İ VERİN , BANA YAVRUMU VERİN!”
 
Yaşlı bir amca yeni aldığı traktörle bizim kapının önünden geçerken kardeşimi görmüyor, Rafet traktörün altında kalıyor ve ölüyor… Pantolon giydireceğim gün öldü benim kardeşim…
 
Babam, sevgiyi almayı bilmediği için göstermeyi de pek bilmezdi. Bizi kucaklamaz, bağrına basmazdı. Ayıp karşılanırdı o zamanlar.
 
Babam, Rafet’i kefene koyarlarken ilk defa, ben alacağım dedi. Aldı kucağına Rafet ben seni mezara değil pazara götürüp pantolon alacaktım, kalk seninle pazara gidelim..
.
Ve ağlaya ağlaya gitti. Keşke sağ iken söyleseydi. Şimdilerde çocukları köşe başında kötü yollara düşürmek için uğraşanlar, anne babalardan daha güler yüzlü davranıyorlar çocuklara.
 
Bakın benim kızım kanser, ben ona sürekli söylüyorum, gözlerine bakıp sevdiğimi söylüyorum… Geç olmadan söylemek gerek.
 
-Alişan Kapaklıkaya

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir