Sahra Çölünde Bulunan Esrarengiz Boeing 727 Enkazı

Tarihler 2 Kasım 2009’u gösterdiğinde , Sahra çölünün Mali sınırları içinde kalan bölgesinde bir Boeing 727 enkazı bulundu. Güvenlik güçleri ilk etapta bunun bir uçak kazası olduğunu düşündüler fakat etrafta pilot dahil hiç kimsenin cesedi bulunamadı. Çok geçmeden anlaşıldı ki uçak oraya güvenli bir iniş yapmış ve daha sonra kasten ateşe verilmişti. Boeing 727, bir zamanların en popüler yolcu jetlerinden biriydi. Tek koridorlu, kuyruk kısmına konumlandırılmış üç motora sahip, ortalama 150 yolcu kapasiteli kısa-orta menzilli bir uçaktı. 1962 ve 1984 yılları arasında 2000’e yakın 727 üretildi. Aralarında Türk Hava Yolları’nın da olduğu pek çok şirket, 1970’lerden 90’ların sonlarına kadar bu uçakları aktif olarak kullandı.

1980’lerin ortalarından itibaren yerini 737’ye bırakmaya başlayan 727’ler, 2000’lerin başından itibaren ya müzelikti ya da kargo uçağı olarak değerlendirilmeye başlandı. Boeing 727 boyutlarında ve cinsinde bir uçağın sessiz sedasız bir çöle indirilmesi ve daha sonra yakılarak yok edilmeye çalışılması normal bir durum değildir.Parçalar birleştirildiğinde, tüm oklar tek bir olayı işaret ediyordu. Bu uçak, 2003 yılında Angola’da çalınan Boeing 727 olmalıydı. Koskoca bir yolcu uçağının çalınması kulağa ne kadar da imkansız geliyor değil mi? Ama 25 Mayıs 2003 tarihinde, gizemli Afrika topraklarında gerçekten böyle bir olay yaşanmış. 1975 yılında Amerikan Havayolları için üretilen 727, 25 sene boyunca bu şirket için uçmuş ve 2000 yılında Miami merkezli bir leasing şirketine satılmış. Bu şirket tarafından Angola Havayolları’na kiralanan uçak, 2002 Şubat ayında bir takım hukuki ve mali sebeplerden dolayı yere indirilmişti. Başkent Luanda’nın Quatro de Fevereiro Havalimanı’nında park edilmişti. Uçak 14 ay boyunca burada beklemiş ve bu süreçte Angola Havayolları ile kira sözleşmesi sonlandırılarak Nijerya merkezli yeni kurulan bir şirket olan IRS Havayolları’na kiralanmıştı. 

Gövdeye sadece IRS harfleri yazılacak ve uçağın boyama işlemi tamamlanacaktı. Eski logo sökülmüş, yeni harflerin boyamasına başlanacaktı ki, akla hayale gelmeyecek bir şey oldu. 25 Mayıs 2003 günü, gün doğumundan önce, kontrol kulesinin altına park edilmiş uçağa iki adam bindi. Bu iki kişiden biri daha sonra yapılan araştırmalarla ismi tespit edilen mekaniker ve aynı zamanda özel pilot lisansına sahip ben Ben Charles Padilla ile ABD vatandaşı bir pilottu.  Alacakaranlıkta dikkat çekmeden uçağa girmeyi başaran bu iki kişi, hızlıca Boeing 727’yi uçuşa hazırladı. Normalde Boeing 727’yi uçurmak için kokpitte 3 mürettebatın bulunması gerekirdi. İki pilota ek olarak bir de uçuş mühendisi bulundurulması gerekirdi. Hızlıca motoru çalıştırdılar, kule ile hiçbir iletişim kurmadan taksi yapıp pist başına geldiler ve hızlanmaya başladılar. Bu sırada, kule görevlileri uçakla iletişim kurmaya çalışsa da yapılan hiçbir çağrının karşılığı yoktu. Dev yolcu uçağı, gün doğmadan hemen önce havalanmış ve yükselerek gözden kaybolmuştu. Havacılık tarihinde böylesine bir olaya ilk kez rastlanıyordu. Güvenlik güçleri derhal alarma geçse de, yükselip gözden kaybolan bir Boeing 727’ye karşı yapabilecekleri pek bir şey yoktu. Uçağı IRS Havayollarına kiralayan şirket Amerika Birleşik Devletleri merkezli olduğu için uçak halen Amerikan tescili taşıyordu. Ayrıca 11 Eylül’ün üzerinden sadece bir kaç sene geçmişti ve Afrika’nın dört bir yanını saran terörist gruplardan biri bu uçağı bir kez daha Amerika’ya karşı bir silah olarak kullanabilirdi. Daha da kötüsü, IRS Havayolları için hazırlanan uçağın yolcu koltukları sökülmüş, yerine dizel yakıt tankları montajlanmıştı. 727, Luanda Havalimanı’ndaki dönüştürme işlemi tamamlandıktan sonra elmas madenlerine dizel yakıt taşımak için kullanılacaktı. Bu uçak, her an yakıt yüklü bir bomba olarak Amerika’nın karşısına çıkabilirdi. Haliyle Amerikan istihbaratı derhal uçağın peşine düştü. Uçağı çalanlar, olaydan önce uçakta bulunan yakıtla 2400 kilometre yol olabilirlerdi. Luanda’nın 2400 kilometre yarıçapındaki her taşın altına bakılmaya başlandı. Karada her ihbar değerlendirilirken okyanusta da uçağa ait olabilecek parçalar aranıyordu. Fakat sonuç çıkmadı. Dev 727’nin izi bulunamadı ve bu uçak da havacılık tarihindeki kayıp uçak vakalarından biri olarak tarihe geçti. Aradan 6 sene geçmiş, uçak bulunamamış olay da unutulup gitmişti ki çölün ortasında bir uçak enkazı belirdi. Üstelik bu bir uçak kazası değil, sağlam şekilde çöle indirilip sonrasında ateşe verilen bir uçaktı. Takvim yaprakları 2 Kasım 2009’u gösterirken Sahra Çölünün Mali sınırları içinde kalan bölgesinde, bir uçak enkazı bulundu. Bu enkaz bir Boeing 727’ye aitti. Herkesin ilk aklına gelen, Afrika’da yolcu ve kargo taşımacılığında yoğun olarak kullanılan yaşlı 727’lerden birinin kaza yaptığı oldu. Ancak kısa süre sonra uçağın bulunduğu yere güvenle indiği, sonrasında ateşe verildiği anlaşıldı. Bu uçağın 2003 yılında Luanda’da çalınan 727 olduğu düşünüldü. Ancak çok geçmeden anlaşıldı ki bu uçak, 2003 yılında çalınan uçak olamazdı. Kayıtlara göre çalınan uçaktaki son yakıt 2400 kilometre yetecek kadardı. Kayıtlara geçmeyen bir yakıt ikmali yapılmış olsa ve depoları tamamen doldurulmuş olsa dahi, Boeing 727’nin menzili uçak enkazının olduğu yer ile Luanda arasındaki yaklaşık 3600 kilometreyi kat etmeye yetmezdi. 2009 yılında bulunan uçak enkazının 2003 yılında çalınan uçağa ait olduğu ispatlansa her şey çok daha basit olacaktı ama 2009 yılında bulunan enkaz, Afrika kıtasının ikinci esrarengiz Boeing 727 vakası olmuştu.

Kaynak: Kerem Gök

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir